<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title></title>
	<atom:link href="http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://oz6u12.tepkivedegisim.org</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 18 Jul 2010 21:44:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Temiz kalabilmek</title>
		<link>http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?p=237</link>
		<comments>http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?p=237#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Jul 2010 21:43:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Özgür'ce düşününce]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?p=237</guid>
		<description><![CDATA[Toz pembe görüntüler vardır gözünüzün önünde. İnsanlar sıra sıra gelip geçerler önünüzden güler yüzlerle. Herşey ne kadar kolay, ne kadar güzel diyerek avutanlarımız çoktur kendini. Hikaye anlatır gibi anlatırlar hayatı. Halbuki o maddenin altında öyle bir ruh vardır ki, öyle bir irade yön veriyor ki hayata, buna içinde karşı koyabilme sanatıdır sanırım temiz kalmak. Düşünün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Toz pembe görüntüler vardır gözünüzün önünde. İnsanlar sıra sıra gelip geçerler önünüzden güler yüzlerle. Herşey ne kadar kolay, ne kadar güzel diyerek avutanlarımız çoktur kendini. Hikaye anlatır gibi anlatırlar hayatı. Halbuki o maddenin altında öyle bir ruh vardır ki, öyle bir irade yön veriyor ki hayata, buna içinde karşı koyabilme sanatıdır sanırım temiz kalmak.<span id="more-237"></span></p>
<p>Düşünün ki, herkesin size güldüğü, önemli hissettirdiği, saygı gösterdiği bir ortamda, bir anda arkanızı döndüğünüzde kocaman bir boşluk oluyor. Yanınızda olanların o boşluğu doldurup dolduramadığını bile tartamıyorsunuz, her taraf birer dikenli teller topluluğu gibi aslında.</p>
<p>Bir gelenek sayın deseniz, kesinlikle dedikoduyu sayardım, feodal ve gerici kalan. Sisteme bulaşmış ciddi bir lekedir aynı zamanda, eskiden en azından birbirine efelenmeler, meydan okumalar, yüzüne karşı çekiştirmeleri görebilirdik. Sistemin değişmesi ile birlikte şimdi birer maske ile geziyoruz. Bu maskelerin altındaki yüzü keşfedebilmek bir kenara, kendimizde bile maske var mı diye sorgulama ihtiyacı duyuyoruz.</p>
<p>Maskelerin güldüğü noktada, siz de bir an umutlanıyorsunuz, acaba gerçekten olabilir mi diye. Bunlar maske değil, insanlar samimi, insanlar birlikte, insanlar bir arada yaşama sevincini paylaşıyor diye&#8230; Halbuki gerçeği en zor anınızda hatırlıyorsunuz. Ve eğer temiz kalmışsanız, dokunduramıyorsunuz gururunuza, sistemin başka bir hastalığı olan pes etmek geliyor aklınıza.</p>
<p>Bu sanatı sürdürebilen az insan olduğu açık. Hayatı genel geçer kurallardan, inançlardan ve duygulardan öte, çok net bir gereklilikten dolayı yürütmek isteyen insanlara karşı işlenen bu maske takma suçu, ağır cezalara tabii tutulmadıkça, daha çok pes eden olacaktır. Sanırım, bu ağır cezanın ta kendisi, maske takanları teşhir etmektir.</p>
<p>Tembel insandır maske takan insan&#8230; Sözünde durmayan insandır&#8230; Dedikodu yapan insandır&#8230; En çok konuşup, en az işi yapan insandır&#8230;</p>
<p>Hayatınızda temiz kalma sanatına karşı verilecek tek mücadele, temiz kalmanın verdiği dik duruş ve teşhir etmek amacıdır. Hayatta sizi saf olarak görenler, aptal diyenler, bunu da size karşı samimi bir eleştiriymiş gibi sunanlar olacaktır. Ancak bunlar bile birer maskedir. Gerçeğin kendisi ise, sizin mücadelenizdeki samimiyettir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?feed=rss2&amp;p=237</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sakin</title>
		<link>http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?p=235</link>
		<comments>http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?p=235#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Jul 2010 20:05:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Özgür'ce düşününce]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?p=235</guid>
		<description><![CDATA[Sakin bir insan olmaya karar verdim bugün. Dertlerin, sıkıntıların, umutsuzlukların, insanları kapkara bulutlarla sardığı, sarmakla kalmayıp, o bulutların birer duman gibi insanların içlerine çöktüğü günlerde, sakin davranmayı seçtim. Bir ayna tutarsınız kendinize bazen. Orada çocukluğunuzda kendinize hangi rolü biçtiğinizi görürsünüz. Diğer taraftan size biçilen rolleri de görürsünüz. Bana öğretmenimiz ve çevremiz tarafından en çok biçilen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sakin bir insan olmaya karar verdim bugün. Dertlerin, sıkıntıların,  umutsuzlukların, insanları kapkara bulutlarla sardığı, sarmakla  kalmayıp, o bulutların birer duman gibi insanların içlerine çöktüğü  günlerde, sakin davranmayı seçtim.<span id="more-235"></span><br />
Bir ayna tutarsınız kendinize bazen. Orada çocukluğunuzda kendinize  hangi rolü biçtiğinizi görürsünüz. Diğer taraftan size biçilen rolleri  de görürsünüz. Bana öğretmenimiz ve çevremiz tarafından en çok biçilen  rol uslu durmaktı. Kolay değil, 60 kadar küçük insan parçasının arasında  seçicilik sağlamak çıldırtabilirdi insanı. Bu yüzden bazen put gibi  beklemek gerekiyordu birşeyleri anlamak için. Ancak hiçbir zaman uslu  durmadık. Gerek ailelerimizin ekonomik durumundan dolayı oluşan  çatışmalar, gerek ailelerin yetiştirmesine yönelik verdiği olgunluk,  gerek zeka farkı, gerekse inançlar, bizlerin çatışmasına yol açıyordu.  Farklı takımları tutuyorduk, farklı oyuncakları seviyorduk, farklı müzik  gruplarını dinliyorduk, farklı meslekler istiyorduk, arada aynı  kişilere gönül koyuyorduk. Çatışma, kaçınılmaz bir işlemdi.<br />
Ama sonrasında bu çocukluk kavgaları, yerini biraz daha soğuk savaşlara  bıraktı. Herkesi bir büyüme heyecanı, merak, tüketime doğru uçsuz  bucaksız bir yolculuk kaplıyordu. Birbirlerinin yüzüne gülümseyenler,  aslında birbirlerini kazıklamanın yollarını arıyordu. Bu savaşların bir  kısmında yer almak istemeyen de dışlandı, belki de savaşı yapanlardı  dışlanan.<br />
Ve bunlara bakınca, kendime neyin yakıştığına karar verdim. Uslu  duramazdım, çünkü o savaşı yapanlara karşı mücadele etmeliydim. Onların  savaşı, beni rahatsız ediyordu. Cıvık, korkak, ikiyüzlü bir savaştı. O  kadar iki yüzlü ki, onlar insan gözüne güzel görünmeyi o kadar güzel  başarıyorlar ki, sizin hiçbir seçeneğiniz yok. Ama onlar gibi kavga da  edemezdim. Çünkü biraz saf, biraz da agresiftim. Tıpkı barbarlar  gibiydim, bir alp, bir gazi, bir şovalye&#8230;<br />
Ama sakin olmaya karar verdim. Sabrımı yüzüme yansıtmaya karar verdim.  Çünkü sabır o kadar az ki, onu insanlar kesinlikle kabul edecekti.  Yüzdeki gülümseme, net ve tane tane konuşmalar&#8230; Doğru, bu belki de  insanları çekebilirdi bir savaşı başlatmak için. İnsan dönüştürme  savaşına&#8230;<br />
Kaypaklığı yok etmek için, sakin olmayı seçtim. Bakalım oyum yüzde kaç  olacak?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?feed=rss2&amp;p=235</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İşletme Fakültesi&#8217;ndeki arkadaşlarıma</title>
		<link>http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?p=232</link>
		<comments>http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?p=232#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Jun 2010 22:38:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Neler yapıyorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?p=232</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi&#8217;nin 2010 mezunlarına, Bu satırları sizlere samimi ve hayatınız boyunca aklınızda kalacak bir hatıra olarak yazdım. Bir çoğunuz ile tanışamasam da, dışarıda yaşamı değiştirmek ve daha güzel kılabilmek adına, yani sizler için mücadele ettiğimi, bu satıları da bu mücadelenin bir parçası olarak görmenizi istediğimi belirtmek isterim. Çünkü, olaylara karşı sizlerden biraz daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi&#8217;nin 2010 mezunlarına,</p>
<p>Bu satırları sizlere samimi ve hayatınız boyunca aklınızda kalacak bir  hatıra olarak yazdım.<br />
Bir çoğunuz ile tanışamasam da, dışarıda yaşamı değiştirmek ve daha  güzel kılabilmek adına, yani sizler için mücadele ettiğimi, bu satıları  da bu mücadelenin bir parçası olarak görmenizi istediğimi belirtmek  isterim.<span id="more-232"></span></p>
<p>Çünkü, olaylara karşı sizlerden biraz daha fazla tepkili, biraz daha  rahatsız biri olarak, sürekli bu uğraşın içinde oldum. Buna rağmen  tanıştığım bütün arkadaşlarım ile hiçbir anımı unutmadığımı, diğer  yandan yaşamın geri kalanında da sizlerin her zaman yanında  olabileceğimi belirtmek isterim.</p>
<p>En ilginci ise, sanki hala yarın okula gidecekmişiz gibi, okulu  arıyorum. Çünkü biraz assam da, arkadaşlarımla geçirdiğim her an  güzeldi. İçlerinde tanımaktan çok büyük şeyler elde ettiğim insanlar  oldu. Ancak herşeyin olduğu gibi, bu sürecinde bir sonu vardı ve o son  bir çoğumuz için geldi. Artık daha zorlu bir mücadelenin içine  atılıyoruz ve gelecekte neler olabileceği, neleri göz önünde  bulundurabileceğimiz hakkında çok küçük ipuçları vermek isterim. Bunun  en önemli nedeni, özellikle okuduğumuz bölümün bize dayattığı gibi,  rekabetçi bir yapıya girecek olmamızdır.</p>
<p>Sevgili işletmeci arkadaşlar, gireceğimiz bu yapıda bizleri aç gözlü,  sinsi ve iki yüzlü insanlar beklemekte. Artık arkadaşlıkların gerisinde  para kavgası olacak, para yaşamınızın merkezine konulacak. Çoğu zaman  hakkınız yenecek. Rahat çalışsanız bile, insanların problemleri sizi  rahatsız edecek. Ancak gerçek şu ki, dayanışmanın, arkadaşlığın,  beraberliğin yerini hiçbir şey alamaz. Hiçbir arkadaşımın, gözü dönmüş,  paraya para demeyen, kibirli, burnu havada yöneticiler/sermayedarlar  olmasını istemem. Hele hele ağzında purosu ile, etrafa gülücükler saçan,  ekonomide kâr maksimizasyonuna dayalı sistemi meşru kılmak için elinden  geleni yapan, entel liberal amcalardan ya da teyzelerden olmanızı hiç  mi hiç istemem. Bu yüzden ne olursa olsun, insanlarla birlikte olmayı,  insanları dönüştürebilmeyi, insanları uyuma doğru evirilmelerini  sağlamaya lütfen özen gösterelim. Bize öğretilenleri sorgulamayı ve  onların alternatiflerini incelemeyi bir görev bilelim.</p>
<p>Diğer bir gerçek ise, ülkemizin geleceğidir. Yapı olarak, temelleri  sağlam ancak binası çürük bir ülkedeyiz. Bu yüzden bu gerçeği de göz  önünde bulundurarak, her zaman ezilenin, haklının ve hayatı sevenlerin  yanında yer alalım. İşte o zaman yanında ilk bulacağınız kişinin ben  olacağımdan emin olabilirsiniz.</p>
<p>Dikkatimi çeken başka bir konu ise, mezuniyet töreninde, dekanımız Erhan  hocanın konuşması sırasında, hiçbirinizin dinlememesi olmuştu. Halbuki  Erhan hoca, matematik derslerinde öğrettiklerinden çok değerli bir şeyi  bizlere anlatıyordu. Bu vurguyu tekrar yapmak istiyorum. Kendisi,  Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün bir sözüne atıfta bulundu:</p>
<p>&#8220;ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve  kalıplaşmış kural bırakmıyorum. benim manevi mirasım ilim ve akıldır.  beden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar  karşısında, belki gayelere tamamen eremediğimizi, fakat asla taviz  vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir.  zaman süratle ilerliyor. milletlerin, toplumların. kişilerin mutluluk ve  mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. böyle bir dünyada, asla  değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini  inkar etmek olur. benim türk milleti için yapmak istediklerim ve  başarmaya çalıştıklarım ortadadır. benden sonra beni benimsemek  isteyenler, bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul  ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar.&#8221;</p>
<p>Sevgili dostlar, bu satırlar bizim yapı taşlarımızdır. Lütfen çalışma  hayatınızda, bu sözleri bir kenara koyarak iş yapmayınız. Çünkü  sorgulamak, dönüştürmek, değişimci olmak ve bilime önem vermek, size  mutluluğun kapısını açacak anahtardır. Bu anahtarın kaybedilmesi, sizi  yalnızlaştırır, mutsuzlaştırır. Sizi para değil, hayatı dönüştürmek  mutlu edecektir, bir mücadele içine atılmak, birşeyleri değiştirmek,  adaleti sağlamak mutlu edecektir. Bu mutluluğu tatmaktan asla taviz  vermeyiniz.</p>
<p>Bütün sıra arkadaşlarıma hayatlarında başarılar diliyor, onlara bu  yaşamda doğru seçimlere davet ediyorum. Ve bu davet bizim değildir&#8230;  Bunu iyi bilelim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?feed=rss2&amp;p=232</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir &#8220;En Değerli Oyuncu&#8221; &#8211; Hakan Yılmaz</title>
		<link>http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?p=228</link>
		<comments>http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?p=228#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 May 2010 12:49:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Özgür'ce düşününce]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?p=228</guid>
		<description><![CDATA[Basketbol güzel bir mesele&#8230; Hakikaten bu sporu neden sevdiğimi çok iyi anlıyorum. Çünkü içinde muhteşem bir heyecan ve muhteşem bir çalışma var. Ama 21 Mayıs 2010 günü İstanbul Üniversitesi &#8211; Basketbol turnuvası finalinde gördüklerim, bunu artık fizik ötesi bir sevgiye dönüştürmüş durumda. Öncelikle, maçı muhteşem bir mücadele ile kaybeden İşletme Fakültesi&#8217;ndeki bütün arkadaşlarımı tek tek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="../1haber1.jpg" alt="http://oz6u12.tepkivedegisim.org/1haber1.jpg" />Basketbol güzel bir mesele&#8230; Hakikaten bu sporu neden sevdiğimi çok iyi anlıyorum. Çünkü içinde muhteşem bir heyecan ve muhteşem bir çalışma var.</p>
<p>Ama 21 Mayıs 2010 günü İstanbul Üniversitesi &#8211; Basketbol turnuvası finalinde gördüklerim, bunu artık fizik ötesi bir sevgiye dönüştürmüş durumda.</p>
<p>Öncelikle, maçı muhteşem bir mücadele ile kaybeden İşletme Fakültesi&#8217;ndeki bütün arkadaşlarımı tek tek kutluyorum. Bir çoğu ile beraber antreman yapma ve geçen sene aynı takımda oynama şansını elde ettim ve güzel bir tecrübeydi. Bu sene daha iyi mücadele ederek, daha çok çalışarak, finale kadar yükseldiler. Özellikle beraber oynadığım Nihat&#8217;a, Orhan&#8217;a, Kaan&#8217;a, Atakan&#8217;a ve Yavuz&#8217;a, üstüne bir de şu an Amerika&#8217;da olan Mert&#8217;e, bu dönemde verdikleri emekler dolayısıyla teşekkür ediyorum.</p>
<p>Ancak o gün final maçında çok daha fazlasını yapan bir adam vardı: Hakan Yılmaz.<span id="more-228"></span></p>
<p>Hakan ağabey hakkında çok fazla bir şey bilmiyorum maalesef. Oynayamadık beraber. Ancak o gün attığı 42 sayı, çaldığı toplar, yapmaya çalıştığı smaçlar ve muhteşem mücadelesi ile, şampiyon olamayan takımın en değerli oyuncusu olarak, basketbol konusunda &#8220;iyi oyuncu&#8221; ile &#8220;süperstar&#8221; arasındaki farkı bize öğretmiş oldu.</p>
<p>Maçı kaybederken üzülen oyuncuların tek sıkıntısı, ona yardım edememek olmalıydı sanırım. Ancak bir çoğu 18 sayıdan dönen maçta güzel bir oyun oynayarak kaybetmenin gururunu yaşamaktaydı. Ancak Hakan ağabey, ödülünü aldı, oğluna verdi, sonra da karşı takım oyuncularını tebrik ederek, soyunma odasına gitti.</p>
<p>Onu izleyenler ise hala o sahada nasıl bir büyünün bulunduğunu anlamaya çalışıyordu.</p>
<p>Çok fazla kurculamaya gerek yok, sahada gerçek bir basketbolcu vardı ve o görevini fazlasıyla yaptı. Bu görevi layıkıyla yerine getirdiğin için teşekkürler Hakan ağabey.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?feed=rss2&amp;p=228</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Benim sorunum ne biliyor musun?</title>
		<link>http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?p=225</link>
		<comments>http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?p=225#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 May 2010 20:24:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Özgür'ce düşününce]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?p=225</guid>
		<description><![CDATA[Hayatta sihirli, değişik etkiler yaratan, akıntıyı bir anda değiştiren kelimeleri kullanamam çoğu zaman. Ama şu zamanlarda buna çok ihtiyacım var. Çünkü insanlar benim gibi net olmaktan bıkmış, bir büyüye kapılıp onun peşinde koşmak istiyor. Önleri bulanık, doğal bir şey aslında bu. Herkes bu bulanıklıktan net bir sonuç çıkarmayı başaramayabiliyor. Bireyselciliğin getirdiği bir eksik diyebiliriz buna. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatta sihirli, değişik etkiler yaratan, akıntıyı bir anda değiştiren kelimeleri kullanamam çoğu zaman. Ama şu zamanlarda buna çok ihtiyacım var. Çünkü insanlar benim gibi net olmaktan bıkmış, bir büyüye kapılıp onun peşinde koşmak istiyor. Önleri bulanık, doğal bir şey aslında bu. Herkes bu bulanıklıktan net bir sonuç çıkarmayı başaramayabiliyor. Bireyselciliğin getirdiği bir eksik diyebiliriz buna.<span id="more-225"></span></p>
<p>Bu bulanıklığı kısmi olarak kaldırdığımı düşünenlerden olarak, kendi başıma bazı işlere giriştim. Aslında hepsinde başarılı olmam için başkalarına bağlı olduğumu biliyordum, çünkü kollektif olmak başarının sırrıdır. Ama olmadı çoğu zaman. Bunun sonucu bazı yükleri kendim taşıdım. Başarısını zaman gösterecektir. Ama bunu niye yaptım ve neler yaptım?</p>
<p>Tek başıma akıl verdim insanlara, mesela şu üstünde didindiğim dergi. Zamanımın çoğunu alıyor. Bunun üstünden insanlarla görüşmeye çalışıyorum. Son zamanlarda çok etkili de oluyorum. Ama sonunda &#8220;tek başıma olmuyor, daha önümde 6 milyar insan&#8221; var diyorum. Tek bir kişinin bile farklı tepkileri, beni sıkıyor. Nedir çekici olmayan diye sormama neden oluyor. Ve bunun için aylarca uğraşıyorum, dergiyi hazırlıyorum, siteyi düzenliyorum, içeriğini güncelliyorum, yeni insanlar katmak için sanaldan &#8220;kız taklidi&#8221; yapıyorum. Herkesin peşinde para diye geziniyorum. Annemle, babamla tartışıyorum. Hatta yetmiyor, onların arkadaşlarıyla, yeğenleriyle tartışıyorum. Çok sert yazıyormuşum&#8230; Sonra yetmiyor, sokakta insanların küçümseyici bakışlarını çekiyorum. İnsanın aklına ilk gelen, onlara acımak olur ama benim aklıma gelen onların da değişimi oluyor.</p>
<p>Bir tek siyasi yaşamda olmuyor bu. Arkadaşlarımın da değişimi için uğraşıyorum. Çok fazla sorunlu arkadaşım olduğu söylenemez ama bir &#8211; iki tanesi için biraz hırpalamışımdır kendimi. Hataları görmezden gelmek mi dersiniz, hata yapınca af dilemek mi dersiniz, bir değişimini görünce o aptal gülüşümü ortaya çıkarmak mı dersiniz&#8230; Saymakla bitmez. Ama uğraşıyorum bir şekilde. Tek başıma&#8230;</p>
<p>Ve o kadar ki, kollektifliğin olmadığı yerde etkisiz kalıyorum artık. Örneğin okulda bu kadar suskun olmamın nedeni bu oluyor. Çünkü yığın o kadar ağır ki, tek başına taşımak, dönüştürmek imkansız. Tek başına konuşmanın faydası da gittikçe azalınca, yormak istemiyorum kendimi. Okul dışındaki çekicilik, daha kolay değişimin olması. Ve diğer taraftan okulun huzuru, bazen sorunlardan beni saklayan bir siper.</p>
<p>Kısacası, tek başıma, her türlü değişimi sağlamaya çalışıyorum. Bir yük kaldırmaya çalışıyorum. Ben deli miyim yahu, elalemin derdi beni mi deldi? Yoksa kendi benzerlerimi görmek beni mutlu mu ediyor, bu paranoya içerisinde simetri hastası bir paranoyak mıyım?</p>
<p>Hayır, ikisi de değil. Ben bu yapının değişeceğini bilen ve bu yüzden mevcut olandan rahatsız olan bir vatandaşım. RAHATSIZIM. İnsanların birbirini yemesinden, yalan söylemesinden, inkar etmesinden, zarar vermesinden, sömürmesinden dolayı rahatsızım. Çözümü biliyorum, ama çözümü bilmek de yetmiyor bazen. Onu gerçekleştirmek için elindeki imkanı kullanamayınca, yine aynı problem takılıyor aklına, acaba çözüm mü yanlış diyorsun. Hayır, sorun şu ki, elinden bir şey gelmesi için gerekli güç bir türlü toplanmıyor.</p>
<p>İnsanlar rahatsız olmuyor. Onun yerine umursamazlıklarını ve ya sistemin dayattığı &#8220;manik ilacını&#8221; kullanıyorlar. Ama sorun aynen duruyor. Hala insanlar inkarcı kalıyor, hala birileri kazıklamaya devam ediyor, hala aşklar bir heyecanın, bir hastalığın sonucu olarak gelişiyor. Tecavüzler ortaya çıkıyor, hayat kirleniyor, yalanlar çoğalıyor. Bu durumda ayıptır söylemesi, karganın bile burnu b*ka batıyor. Ama yine de, rahatsızım, işte bütün sorunum bu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?feed=rss2&amp;p=225</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Savaş asıl şimdi başlıyor!</title>
		<link>http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?p=221</link>
		<comments>http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?p=221#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Apr 2010 21:28:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Özgür'ce düşününce]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?p=221</guid>
		<description><![CDATA[Eski defteri açmayacağım bu yazıda. Daha önce çok pişman olup, aynı hatayı tekrar yapmak, benim elimden bu hakkı alıyor. İyinin kötüleri sınıfında, günahı bol olan bir kul modundayım. Peki şimdi kötülere karşı mücadele etmek için ne yapmalıyım? Önce onları tanımlayalım. Kötüler, çok sinsidirler. Sizi sürekli bir uyuşturucu kullanıyormuşçası da ikna çabaları içerisindedirler ve güçlerini kullanmaktan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eski defteri açmayacağım bu yazıda. Daha önce çok pişman olup, aynı hatayı tekrar yapmak, benim elimden bu hakkı alıyor. İyinin kötüleri sınıfında, günahı bol olan bir kul modundayım. Peki şimdi kötülere karşı mücadele etmek için ne yapmalıyım?<span id="more-221"></span></p>
<p>Önce onları tanımlayalım. Kötüler, çok sinsidirler. Sizi sürekli bir uyuşturucu kullanıyormuşçası da ikna çabaları içerisindedirler ve güçlerini kullanmaktan hiç çekinmezler. Kötüler, sizi en yakın oldukları anda satmak için doğmuşlardır. Kötüler, yüzünüz kızardığında size sürekli &#8220;numara yapıyor&#8221; der. Kötüler, insanları yaralamak için ellerinden geleni yaparlar.</p>
<p>Kötülere karşı mücadelede iki yöntem vardır. Ya yok edersiniz, ya da dönüştürürsünüz. İyilerin tarafında olmak zor, dolambaçlı bir yoldur. İyiler, saftırlar. Onlara istediğiniz kadar güvenebilirsiniz, istediğiniz kadar kazık da atabilirsiniz. İyiler, size bütün kötülerin sırt çevirdiği bir anda, elinizden tutmak için yanınızda olandır. İyiler, kalplerini mutlulukla temizlerler, insanlığa artı değerler sunarlar. İyiler, ya bir çok şey yaparlar, ya da hiçbir şey yapmazlar.</p>
<p>Hiçbir şey yapmamak, çok kolaydır. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyerek, kulaklarınızı tıkayarak, la la la la la diyerek ortalarda gezinebilirsiniz. Ancak çok iyi bilinir ki, o kötülük size dokunur. Bugün yaşadığımız süreç, tamamen iyi insanları yönetime katma sürecidir. İyinin kötüsünün, kötünün iyisine dönüşmemesi için, elinden geleni ardına koymama sürecidir.</p>
<p>Ve o kötüler, artık karşılarında çok bilinçli, çok tutarlı ve çok şerefli düşmanlara sahipler. Saflar çoktan seçildi, kazanan ise meydanda belli olacak.</p>
<p>Kötüler ile savaş, asıl şimdi başlıyor!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?feed=rss2&amp;p=221</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kaybeden olmak</title>
		<link>http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?p=219</link>
		<comments>http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?p=219#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Apr 2010 00:05:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Özgür'ce düşününce]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?p=219</guid>
		<description><![CDATA[Amerika, insanlık tarihinde bir çok acılar yaşattığı gibi, çok kültürlülüğü sayesinde insanlara bazı fikirleri sağlayabilen bir memleket. Aslında burada Afro &#8211; Amerikalıları, banliyölerde yaşayan insanları ve tek işi masum bir şekilde &#8220;bir etkinlik ile uğraşanları&#8221; kapsam içinde tutabilir, gerisini ise biraz arka plana alabiliriz. Saydığımız bu kapsamın, argo kültürüne kattığı önemli kelimeler vardır ve Amerikalılar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Amerika, insanlık tarihinde bir çok acılar yaşattığı gibi, çok  kültürlülüğü sayesinde insanlara bazı fikirleri sağlayabilen bir  memleket. Aslında burada Afro &#8211; Amerikalıları, banliyölerde yaşayan  insanları ve tek işi masum bir şekilde &#8220;bir etkinlik ile uğraşanları&#8221;  kapsam içinde tutabilir, gerisini ise biraz arka plana alabiliriz.  Saydığımız bu kapsamın, argo kültürüne kattığı önemli kelimeler vardır  ve Amerikalılar bu kelimeleri sık sık kullanırlar. Türkçe&#8217;ye  çevrildiğinde pek anlamı olmayan kelimelerdir ama biraz İngilizce&#8217;ye  aşinaysanız, &#8220;bu kelime cuk oturmuş&#8221; dersiniz.<span id="more-219"></span></p>
<p>&#8220;Loser&#8221; kelimesi, işte bu fevkaladenin fevkinde kelimelerden biridir. Ne  maytap geçmeye çalışan bir espiridir, ne de insanı yerin dibine  geçirmeye çalşan sert bir ifadedir. Durumu net olarak ortaya koyan,  herkesin çabucak anlamasını sağlayan bir kelimedir. Türkçe karşılığı ise  &#8220;kaybeden&#8221; demektir, aslında az önce yaptığımız tanıma pek uymuyor,  kolayca anlaşılabilen bir kelime. Ama onu üstün yapan durumu tam olarak  tarif etmesidir, araya başka bir mana koymamasıdır. Basit ve derin  anlamlı olmasıdır.</p>
<p>Kaybetmek, bir hastalıktır. Bir başladı mı, üst üste gelir ve asla  kesilmez. En ufak bir yerinizdeki ağrıdan dolayı sağlığınızı  kaybederseniz, nanay&#8230; Öbürü de gelir. İşinizi kaybederseniz, geçmiş  olsun, donunuza kadar soyulmuştan beter olursunuz. Aşkınızı  kaybederseniz, yazık&#8230; Kıyamam. Geçiyorum bu noktayı. Peki en çok  kaybetme ile özdeşen spora gelince&#8230; Onda da kural aynı, kaybedersiniz,  şeytanınız bol olsun diyen ilk aklı evvele küfür sallarsınız.</p>
<p>Peki kaybetmenin tedavisi var mıdır? Evet, aslında hemen önlem alırsanız  bu iş kronik hale gelmez. Bilindik bir önlemdir. Hata yapmazsan yılan  sana dokunmaz hesabı, dengeleri iyi tutturan biriyseniz,  &#8220;winner(kazanan)&#8221; olursunuz. Ama benim yurdum insanı kaybetme  psikolojisine o kadar alıştırmış ki kendini, ne olursa olsun biz sürekli  kaybederiz diyorlar. Yani sorun kronik. Kaderci ve arabesk. Boşuna  Orhan baba çığırmamış &#8220;Batsın bu Dünya&#8221; türküsünü&#8230;</p>
<p>Kaybeden olmanın aslında bir ayıracı var. Bu iyi ile kötünün savaşı  gibi&#8230; Mutlu olmak ya da mutsuz olmak, sizin kaybettiğinizi ve ya  kazandığınızı gösterir. Sporda skor tabelasının yarattığı etkidir bu.  Bazen öndesinizdir ama o kadar paspal, o kadar kafanız başka yerdedir ki  mutlu olamazsınız. İşte o zaman kaybedensinizdir ve sürekli  kaybedersiniz, mutsuz olursunuz. Ancak bazen kaybedip dersler  çıkarırsınız. Bir aşkın bitişinin en olumlu noktası budur. Hele hele  kerelerce insan kaybetmenin, dibe vurmanın sonucu, mutlu bir  birlikteliktir. Kaybeden olmaktan kurtulmanın en büyük tedavisi, ona  bağışıklık kazanmak ve dibe vurmaktır.</p>
<p>Kaybeden olmanın başka bir yolu da hile yapmak ya da yalan söylemektir.  Bunu başkalarına yaparsın, kendine yaparsın, hiç farketmez, yedin  ayvayı. Dürüst olup kaybetmek kadar kazanç dolu bir şey yoktur. Çünkü o  senin emeğindir. Belki bazıları &#8220;vay enayi&#8221; falan diye kalayı basar ama  özüne olan sözün her zaman geçer, kendini kontrol edebilirsin.</p>
<p>Hastalık binbir türlü, ama günümüzde insanlarımızın en çok yakalandığı  hastalık kaybeden olmaktır. Kazanmaya kazanmaya kazananları da eleştirir  oluyoruz. Biraz aklın başa ermesi diyorlar ya, ondan lütfen&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?feed=rss2&amp;p=219</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En kötü doğum günü hediyesi</title>
		<link>http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?p=217</link>
		<comments>http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?p=217#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Apr 2010 02:38:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Özgür'ce düşününce]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?p=217</guid>
		<description><![CDATA[2 yılı geçti neredeyse, son günlerde sürekli yüzün hatıralarda kendine yer ediniyor. Bir yandan seviniyorum, sevmişim ben diye. Kalbimi tertemiz bırakmışım giderken, hiçbir pişmanlığım olmasına gerek yok. Ama sebepsiz bir pişmanlık var üstümde. Şu anda &#8220;o insan&#8221; ölmeseydi ne olurdu diye düşünüyorum sürekli. Ya da onu ne öldürdü diyorum. Ancak sorular cevapsız kalıyor. Hep hatıraların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2 yılı geçti neredeyse, son günlerde sürekli yüzün hatıralarda kendine  yer ediniyor. Bir yandan seviniyorum, sevmişim ben diye. Kalbimi  tertemiz bırakmışım giderken, hiçbir pişmanlığım olmasına gerek yok. Ama  sebepsiz bir pişmanlık var üstümde. Şu anda &#8220;o insan&#8221; ölmeseydi ne  olurdu diye düşünüyorum sürekli. Ya da onu ne öldürdü diyorum. Ancak  sorular cevapsız kalıyor.<span id="more-217"></span><br />
Hep hatıraların olduğu yerlerden geçiyorum. Film şeridi gibi dönüyor  gözlerimin önünde yaşadıklarımız bir anda. Ataköy &#8211; Rio de Jenario  caddesi, babanın evinin önü, okuduğum okulun karşısında seni ilk öptüğüm  yer, ilk öpüştüğümüz kafe, hatta bugün Üsküdar sahilinden geçtim. Geçen  gün de Beylerbeyi&#8217;nden, hani şu çoğu kızın yapamadığını yapıp tutup  sümüklerimi sildiğin yerde. &#8220;İşte sen böyle bir insandın&#8221; diyebileceğim  tek yerde. O kız nerede diye sordum kendime. Niçin yok, neden sustu,  niye, nasıl? İşte bütün sorular böyle geliyordu üstüme. Ve bugün beni  inanılmaz gergin yapan buydu.<br />
Çünkü seni oralarda arıyordum ve bir kez, evet bir kez görsem bu  soruların cevabını sormayacaktım, tam zıttı kalbimden tamamen söküp  attım bile ya da tam kalbimin ortasına gömdüm o fedakar, bana deli gibi  aşık olan kötü gün dostumu. Tek yapacağım seni umursamadan yanından  geçmek olacaktı. Çünkü o zaman bir yabancı olacaktı yüzün bana. Belki de  çok kez yaptım bunu, Bakırköy&#8217;de giderken, 58. bulvardan geçerken. Ama  bir kez o yüzünü görüp sonsuza dek yabancı olmak istiyorum sana.<br />
Sonsuza kadar bitmeyecek bir nefretle, içinde diriltmeye çalışmadığın  kadın için sana bir kez olsun öyle bir acının nasip olmasını istiyorum  ki, beni ağlattığın, kapılarında süründürdüğün ve rezil etmeye çalışıp  çok şükür rezil olduğun o günlerin acısını o kadar fena çıkarmak  istiyorum ki, senden öyle nefret etmek istiyorum ki, rüyamdaki duruma  düşmemek için.<br />
Rüyamda yanıma gelip, Bolivyalımı müjdelemiştin bana&#8230; Evet, şu anda  sevdiğim insanı müjdelemiştin. Ve ben seni öldüresiye dövmek isterken,  yanıma gelip hüngür hüngür ağlayıp af dilemiştin. Ben de ağlamıştım. Ama  bunu istemiyorum çünkü sen bunu yapamayacak kadar karaktersiz bir insan  olmayı ve ona göre bir insanla birlikte olmayı seçtin.<br />
Sen o kadar kötü bir insan olmayı kendin seçtin, cevabını bilmediğim  herşeyin ardında sahip olduğum tek gerçek bu. Korkak, ürkek, kaypak  olmayı seçtin. Aynı seninle olan &#8220;yaşlı amca&#8221; gibi. Sen o fedakar insanı  bilerek öldürdün, ve hatalar haneme bakmaya çalışırken, sadece kendim  olduğum için suçlu olduğumu gördüm. Çünkü ben safım, insanların  sözlerine inanırım. Beni kolaylıkla kandırabilir herhangi bir insan.  Ancak yüreğimde hissedirim yalanı sonradan. Diğer yandan olduğum  gibiyim, hala da öyleyim. Kabayım, çünkü kibarlık kıstası bu Dünya&#8217;da  egemenlerin belirlediği saçmalıklardır. Ukalayım, çünkü çok tatlı  oluyorum bunu yapınca. Bencilim, çünkü bu sistemin içinde yetiştim. Ve  bencil olduğum için ağladım, çünkü paylaşamamak çok büyük bir hastalık.  Şapşalım, çünkü kendine karizma etiketi yapıştırmaya çalışan  kasıntılardan bir farkım var, ben temiz bir insanım.<br />
Gördüğün gibi ettiğin tek bir kelimeyi bile atlamadım, hepsi mıh gibi  kazındı zihnime. Senin bütün çabalarına rağmen, ben o kızı unutamadım,  ona verdiğim aşkı şu anda sevdiğim kadına vermek için bazen uykusuz bile  kalıyorum. Karşılığında ise hala sevilemedim, aşık olunamadım, ama  senle olamadığım birşey oldum. Muhteşem bir dost&#8230; Ve belki de daha  fazlası&#8230; Ama bunlar değil içine oturması gereken, asıl içine oturması  gereken, bizim apartmana geldiğinde korkmanız, ürkmeniz, ancak ben  olmadığımda o apartmana ayak basabilmeniz. Ve Gürkan amcamın dediği gibi  büyük bir hıyar olmanız. Siz her zaman korkanlar takımında olacaksınız,  dar bir hayat yaşayacaksınız 2 tane daire arasında. Ama ben yemin  ediyorum ki bu Dünya&#8217;nın en iyi insanı olma yarışında, iyilerin safında,  aşıkların safında, sevenlerin safında yer alacağım ve sizi yerle bir  edeceğim!<br />
İşte o gün karşıma çıkma!<br />
Bu yazdıklarım da sana en kötü doğum günü hediyen olsun!<br />
Hadi bas git zihnimden artık&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?feed=rss2&amp;p=217</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>NBA&#8217;deki temsilcilerimiz normal sezonu tamamladı</title>
		<link>http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?p=215</link>
		<comments>http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?p=215#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Apr 2010 19:34:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Özgür'ce düşününce]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?p=215</guid>
		<description><![CDATA[Ülkemizi NBA&#8216;de temsil eden Hidayet Türkoğlu, Ersan İlyasova ve Mehmet Okur, normal sezonun 82 maçlık zorlu maratonunu tamamladı. Milli basketbolcumuz Hidayet Türkoğlu&#8216;nun formasını giydiği Toronto Raptors, Doğu Konferansı&#8216;nda 40 galibiyet ve 42 mağlubiyetle 9. sırayı alarak play-off yarışının dışında kalırken yine Doğu&#8216;da yer alan Ersan İlyasova&#8216;lı Milwaukee Bucks 46 galibiyet ve 36 mağlubiyetle 6. sırayı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Ülkemizi <strong>NBA</strong>&#8216;de temsil eden <strong>Hidayet Türkoğlu</strong>, <strong>Ersan  İlyasova </strong>ve <strong>Mehmet Okur</strong>, normal sezonun 82 maçlık zorlu  maratonunu tamamladı. Milli basketbolcumuz <strong>Hidayet Türkoğlu</strong>&#8216;nun  formasını giydiği <strong>Toronto Raptors</strong>, <strong>Doğu Konferansı</strong>&#8216;nda 40  galibiyet ve 42 mağlubiyetle 9. sırayı alarak play-off yarışının dışında  kalırken yine <strong>Doğu</strong>&#8216;da yer alan <strong>Ersan İlyasova</strong>&#8216;lı <strong>Milwaukee  Bucks </strong>46 galibiyet ve 36 mağlubiyetle 6. sırayı elde ederek <strong>Atlanta  Hawks</strong>&#8216;ın rakibi oldu. <strong>Batı Konferansı</strong>&#8216;nda mücadele eden <strong>Mehmet  Okur</strong>&#8216;un takımı <strong>Utah Jazz </strong>ise 53 galibiyet ve 29 mağlubiyetle  5. sırada yer alarak play-off ilk turunda <strong>Denver Nuggets </strong>ile  eşleşti.<span id="more-215"></span></p>
<p><img src="http://www.basketbolseverler.com/tbfweb/basketbolseverler/basketbols.nsf/0/78c1c05e76616b74c2257706002ee986/BS_Blob/0.426?OpenElement&amp;FieldElemFormat=jpg" border="1" alt="" width="140" height="175" align="right" /><strong>Toronto  Raptors </strong>formasıyla 68&#8242;i ilk beşte olmak üzere 73 karşılaşmaya çıkan <strong>Hidayet  Türkoğlu</strong>, normal sezonu <strong>11.4 sayı- 4.7 ribaund- 4.1 asist </strong>ortalamalarıyla  tamamladı. Maç başına 30.9 dakika sahada kalan milli basketbolcumuz <strong>%40.9  saha içi, %37.4 üç sayı </strong>ve <strong>%77.5 serbest atış </strong>ortalamaları  tutturdu. Sezonun en yüksek sayısını (26) 28 Ocak 2010&#8242;da <strong>New York  Knicks </strong>deplasmanında kaydeden <strong>Hidayet</strong>, 11 Nisan 2010&#8242;daki <strong>Chicago  Bulls </strong>maçında ise kariyer savunma (16) ve toplam (19) ribaund  rekorunu geliştirdi.</p>
<p><img src="http://www.basketbolseverler.com/tbfweb/basketbolseverler/basketbols.nsf/0/78c1c05e76616b74c2257706002ee986/BS_Blob/1.23F2?OpenElement&amp;FieldElemFormat=jpg" border="1" alt="" width="140" height="175" align="left" /><strong>Milwaukee  Bucks</strong>&#8216;ta oynayan <strong>Ersan İlyasova</strong> da 80 maçta forma giydiği  normal sezonu <strong>10.3 sayı- 6.4 ribaund- 1.1 asist </strong>ortalamalarıyla  noktaladı. 31 karşılaşmaya ilk beşte başlayan ve maç başına 23.5 dakika  süre alan milli basketbolcumuz <strong>%44 saha içi, %33.2 üç sayı </strong>ve <strong>%71.4  serbest atış </strong>ortalamaları yakaladı. <strong>NBA</strong>&#8216;deki en başarılı  sezonunu geçiren <strong>Ersan</strong>, sayı (25), saha içi isabet (10), hücum  ribaundu (7), savunma ribaundu (10), toplam ribaund (16), asist (6) ve  top çalma (4) istatistiklerinde kariyer rekorlarını kırdı.</p>
<p><img src="http://www.basketbolseverler.com/tbfweb/basketbolseverler/basketbols.nsf/0/78c1c05e76616b74c2257706002ee986/BS_Blob/3.4990?OpenElement&amp;FieldElemFormat=jpg" border="1" alt="" width="140" height="175" align="right" /><strong>Utah Jazz </strong>forması  giyen <strong>Mehmet Okur </strong>ise tamamına ilk beşte başladığı 72  karşılaşmada <strong>13.4 sayı- 7 ribaund- 1.7 asist- 1.1 blok </strong>ortalamalarıyla  oynadı. Maç başına 29.4 dakika süre alan temsilcimiz <strong>%45.5 saha içi,  %37.8 üç sayı </strong>ve <strong>%82 serbest atış </strong>ortalamaları tutturdu.  Sezonun en yüksek sayısını (28) 3 Şubat 2010&#8242;da <strong>Portland Trail  Blazers </strong>deplasmanında kaydeden <strong>Mehmet</strong>, 3 Kasım 2009&#8242;daki <strong>Dallas  Mavericks </strong>maçında da kariyer asist (5) rekorunu geliştirdi.</p>
<p><img class="aligncenter" src="http://www.basketbolseverler.com/tbfweb/basketbolseverler/basketbols.nsf/0/78c1c05e76616b74c2257706002ee986/BS_Blob/13.3338?OpenElement&amp;FieldElemFormat=jpg" alt="" width="430" height="250" /></p>
<p style="text-align: left;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?feed=rss2&amp;p=215</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaşasın bahar geldi</title>
		<link>http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?p=212</link>
		<comments>http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?p=212#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Apr 2010 18:04:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Neler yapıyorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?p=212</guid>
		<description><![CDATA[Şu anda elleriniz üşüyor olabilir, evde hala soba yakıyor olabilir ya da hala şort-tişört ikilisinin tadına varamamış olabilirsiniz. Ama artık bahar geldi. Evet, kesinlikle geldi. Bir kere vizeler bitti. Bu sene ne kadar erken başlasa da, vizelerin bitmesi demek, okuldaki o muhteşem bahar şenliklerinin başlaması anlamına gelmekte. İnsanlar cıvıl cıvıl, hele geçen sene abartılan kıyafetleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şu anda elleriniz üşüyor olabilir, evde hala soba yakıyor olabilir ya da hala şort-tişört ikilisinin tadına varamamış olabilirsiniz. Ama artık bahar geldi. Evet, kesinlikle geldi.</p>
<p>Bir kere vizeler bitti. Bu sene ne kadar erken başlasa da, vizelerin bitmesi demek, okuldaki o muhteşem bahar şenliklerinin başlaması anlamına gelmekte. İnsanlar cıvıl cıvıl, hele geçen sene abartılan kıyafetleri düşündükçe, ilginç kareler ortaya çıkacaktır. Ayrıca bu sene son yaz dönemim olacak umarım. Bu da bu günlerin tadını çıkarmam gerektiği anlamına geliyor.<span id="more-212"></span></p>
<p>Diğer taraftan, artık bir yeriniz donmuyor oynarken. Aslında daha gençken, pek fark etmiyordu. Karda bile basketbol oynuyorduk. Belki yeteneksizdik ama muhteşem bir azmimiz vardı. Keşke biraz da yeteneğimiz olsaydı. Peki şimdi nasılım? Bu kocaman göbekle en iyi nasıl olunuyorsa öyleyim. Oynadığım tek maçta az daha yeniliyordum, biraz kasınca kazandık tabii ki. Ama daha güzeli, halı saha maçları dönemi de başlıyor. İşte baharın başka bir işareti daha.</p>
<p>Ve aşk&#8230; İşte o da var be. Şimdi sırıtıyor ekranın başında, bir saniye sonra bana manyak diye mesaj geçecek ama var işte. Ve o bu mevsimde çok mutlu oluyor, güneş açınca onun da yüzü gülüyor. Onun yüzü hep gülüyorsa, anlayın ki bahar gerçekten gelmiştir. Ve bu bahar, öbür baharlardan çok farklı.</p>
<p>Baharın başka bir işareti ise bahçemizde açan kiraz ve erik ağaçları&#8230; Bir kaç haftaya onlar da açacak, hatta erik açmaya başlamış bile. Tezgahlarda ilk korsan erikleri görmeye başladık bile. Kiraz ise hemen penceremizin önünde, en az 15 metrelik bir ağaç ve 3. kattaki evimizi buluyor. Hatta özel aleti bile var. Tadı mı? Muhteşem. Sanırım şu apartmanı terk etmeyecek olmamızın tek nedeni o ağaç.</p>
<p>Ve baharın son işareti, şu adı iyice uzaylaşan ÖSS oldu. İlk etabı bugün yapıldı ve giren arkadaşlarım pek mutlu ayrılmadılar. Ama olsun, bunun ikinci yarısı var diyeceğim ama o da yok. Çünkü çoğu sadece birinci bölüme giriyor. Bakalım seneye hangileri bizim okulu kazanacak diye merakla beklemekteyiz ayrıca. Baharın pek hoş olmayan bir işaretidir bu sınav. Ama o da bir işaret.</p>
<p>Sonuç olarak, gerçekten bahar gelmiş.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oz6u12.tepkivedegisim.org/?feed=rss2&amp;p=212</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
