PostHeaderIcon Benim sorunum ne biliyor musun?

Hayatta sihirli, değişik etkiler yaratan, akıntıyı bir anda değiştiren kelimeleri kullanamam çoğu zaman. Ama şu zamanlarda buna çok ihtiyacım var. Çünkü insanlar benim gibi net olmaktan bıkmış, bir büyüye kapılıp onun peşinde koşmak istiyor. Önleri bulanık, doğal bir şey aslında bu. Herkes bu bulanıklıktan net bir sonuç çıkarmayı başaramayabiliyor. Bireyselciliğin getirdiği bir eksik diyebiliriz buna.

Bu bulanıklığı kısmi olarak kaldırdığımı düşünenlerden olarak, kendi başıma bazı işlere giriştim. Aslında hepsinde başarılı olmam için başkalarına bağlı olduğumu biliyordum, çünkü kollektif olmak başarının sırrıdır. Ama olmadı çoğu zaman. Bunun sonucu bazı yükleri kendim taşıdım. Başarısını zaman gösterecektir. Ama bunu niye yaptım ve neler yaptım?

Tek başıma akıl verdim insanlara, mesela şu üstünde didindiğim dergi. Zamanımın çoğunu alıyor. Bunun üstünden insanlarla görüşmeye çalışıyorum. Son zamanlarda çok etkili de oluyorum. Ama sonunda “tek başıma olmuyor, daha önümde 6 milyar insan” var diyorum. Tek bir kişinin bile farklı tepkileri, beni sıkıyor. Nedir çekici olmayan diye sormama neden oluyor. Ve bunun için aylarca uğraşıyorum, dergiyi hazırlıyorum, siteyi düzenliyorum, içeriğini güncelliyorum, yeni insanlar katmak için sanaldan “kız taklidi” yapıyorum. Herkesin peşinde para diye geziniyorum. Annemle, babamla tartışıyorum. Hatta yetmiyor, onların arkadaşlarıyla, yeğenleriyle tartışıyorum. Çok sert yazıyormuşum… Sonra yetmiyor, sokakta insanların küçümseyici bakışlarını çekiyorum. İnsanın aklına ilk gelen, onlara acımak olur ama benim aklıma gelen onların da değişimi oluyor.

Bir tek siyasi yaşamda olmuyor bu. Arkadaşlarımın da değişimi için uğraşıyorum. Çok fazla sorunlu arkadaşım olduğu söylenemez ama bir – iki tanesi için biraz hırpalamışımdır kendimi. Hataları görmezden gelmek mi dersiniz, hata yapınca af dilemek mi dersiniz, bir değişimini görünce o aptal gülüşümü ortaya çıkarmak mı dersiniz… Saymakla bitmez. Ama uğraşıyorum bir şekilde. Tek başıma…

Ve o kadar ki, kollektifliğin olmadığı yerde etkisiz kalıyorum artık. Örneğin okulda bu kadar suskun olmamın nedeni bu oluyor. Çünkü yığın o kadar ağır ki, tek başına taşımak, dönüştürmek imkansız. Tek başına konuşmanın faydası da gittikçe azalınca, yormak istemiyorum kendimi. Okul dışındaki çekicilik, daha kolay değişimin olması. Ve diğer taraftan okulun huzuru, bazen sorunlardan beni saklayan bir siper.

Kısacası, tek başıma, her türlü değişimi sağlamaya çalışıyorum. Bir yük kaldırmaya çalışıyorum. Ben deli miyim yahu, elalemin derdi beni mi deldi? Yoksa kendi benzerlerimi görmek beni mutlu mu ediyor, bu paranoya içerisinde simetri hastası bir paranoyak mıyım?

Hayır, ikisi de değil. Ben bu yapının değişeceğini bilen ve bu yüzden mevcut olandan rahatsız olan bir vatandaşım. RAHATSIZIM. İnsanların birbirini yemesinden, yalan söylemesinden, inkar etmesinden, zarar vermesinden, sömürmesinden dolayı rahatsızım. Çözümü biliyorum, ama çözümü bilmek de yetmiyor bazen. Onu gerçekleştirmek için elindeki imkanı kullanamayınca, yine aynı problem takılıyor aklına, acaba çözüm mü yanlış diyorsun. Hayır, sorun şu ki, elinden bir şey gelmesi için gerekli güç bir türlü toplanmıyor.

İnsanlar rahatsız olmuyor. Onun yerine umursamazlıklarını ve ya sistemin dayattığı “manik ilacını” kullanıyorlar. Ama sorun aynen duruyor. Hala insanlar inkarcı kalıyor, hala birileri kazıklamaya devam ediyor, hala aşklar bir heyecanın, bir hastalığın sonucu olarak gelişiyor. Tecavüzler ortaya çıkıyor, hayat kirleniyor, yalanlar çoğalıyor. Bu durumda ayıptır söylemesi, karganın bile burnu b*ka batıyor. Ama yine de, rahatsızım, işte bütün sorunum bu.

Yorumunuzu Ekleyin