PostHeaderIcon İşletme Fakültesi’ndeki arkadaşlarıma

İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nin 2010 mezunlarına,

Bu satırları sizlere samimi ve hayatınız boyunca aklınızda kalacak bir hatıra olarak yazdım.
Bir çoğunuz ile tanışamasam da, dışarıda yaşamı değiştirmek ve daha güzel kılabilmek adına, yani sizler için mücadele ettiğimi, bu satıları da bu mücadelenin bir parçası olarak görmenizi istediğimi belirtmek isterim.

Çünkü, olaylara karşı sizlerden biraz daha fazla tepkili, biraz daha rahatsız biri olarak, sürekli bu uğraşın içinde oldum. Buna rağmen tanıştığım bütün arkadaşlarım ile hiçbir anımı unutmadığımı, diğer yandan yaşamın geri kalanında da sizlerin her zaman yanında olabileceğimi belirtmek isterim.

En ilginci ise, sanki hala yarın okula gidecekmişiz gibi, okulu arıyorum. Çünkü biraz assam da, arkadaşlarımla geçirdiğim her an güzeldi. İçlerinde tanımaktan çok büyük şeyler elde ettiğim insanlar oldu. Ancak herşeyin olduğu gibi, bu sürecinde bir sonu vardı ve o son bir çoğumuz için geldi. Artık daha zorlu bir mücadelenin içine atılıyoruz ve gelecekte neler olabileceği, neleri göz önünde bulundurabileceğimiz hakkında çok küçük ipuçları vermek isterim. Bunun en önemli nedeni, özellikle okuduğumuz bölümün bize dayattığı gibi, rekabetçi bir yapıya girecek olmamızdır.

Sevgili işletmeci arkadaşlar, gireceğimiz bu yapıda bizleri aç gözlü, sinsi ve iki yüzlü insanlar beklemekte. Artık arkadaşlıkların gerisinde para kavgası olacak, para yaşamınızın merkezine konulacak. Çoğu zaman hakkınız yenecek. Rahat çalışsanız bile, insanların problemleri sizi rahatsız edecek. Ancak gerçek şu ki, dayanışmanın, arkadaşlığın, beraberliğin yerini hiçbir şey alamaz. Hiçbir arkadaşımın, gözü dönmüş, paraya para demeyen, kibirli, burnu havada yöneticiler/sermayedarlar olmasını istemem. Hele hele ağzında purosu ile, etrafa gülücükler saçan, ekonomide kâr maksimizasyonuna dayalı sistemi meşru kılmak için elinden geleni yapan, entel liberal amcalardan ya da teyzelerden olmanızı hiç mi hiç istemem. Bu yüzden ne olursa olsun, insanlarla birlikte olmayı, insanları dönüştürebilmeyi, insanları uyuma doğru evirilmelerini sağlamaya lütfen özen gösterelim. Bize öğretilenleri sorgulamayı ve onların alternatiflerini incelemeyi bir görev bilelim.

Diğer bir gerçek ise, ülkemizin geleceğidir. Yapı olarak, temelleri sağlam ancak binası çürük bir ülkedeyiz. Bu yüzden bu gerçeği de göz önünde bulundurarak, her zaman ezilenin, haklının ve hayatı sevenlerin yanında yer alalım. İşte o zaman yanında ilk bulacağınız kişinin ben olacağımdan emin olabilirsiniz.

Dikkatimi çeken başka bir konu ise, mezuniyet töreninde, dekanımız Erhan hocanın konuşması sırasında, hiçbirinizin dinlememesi olmuştu. Halbuki Erhan hoca, matematik derslerinde öğrettiklerinden çok değerli bir şeyi bizlere anlatıyordu. Bu vurguyu tekrar yapmak istiyorum. Kendisi, Mustafa Kemal Atatürk’ün bir sözüne atıfta bulundu:

“ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. benim manevi mirasım ilim ve akıldır. beden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında, belki gayelere tamamen eremediğimizi, fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir. zaman süratle ilerliyor. milletlerin, toplumların. kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur. benim türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar.”

Sevgili dostlar, bu satırlar bizim yapı taşlarımızdır. Lütfen çalışma hayatınızda, bu sözleri bir kenara koyarak iş yapmayınız. Çünkü sorgulamak, dönüştürmek, değişimci olmak ve bilime önem vermek, size mutluluğun kapısını açacak anahtardır. Bu anahtarın kaybedilmesi, sizi yalnızlaştırır, mutsuzlaştırır. Sizi para değil, hayatı dönüştürmek mutlu edecektir, bir mücadele içine atılmak, birşeyleri değiştirmek, adaleti sağlamak mutlu edecektir. Bu mutluluğu tatmaktan asla taviz vermeyiniz.

Bütün sıra arkadaşlarıma hayatlarında başarılar diliyor, onlara bu yaşamda doğru seçimlere davet ediyorum. Ve bu davet bizim değildir… Bunu iyi bilelim.

Yorumunuzu Ekleyin